İnsan odaklı bir çevre koruma politikası, hayvanların çevrenin bir parçası olarak korunmasını da gündeme getirmiştir. Hayvanlara karşı acıma duygusu ile etik değerlerin hayvan haklarının ortaya çıkmasında önemli etkileri olmuştur. Ancak, hayvanların korunması etik değerlerden çok, sürdürülebilirlik endişesinin sonucudur. Dünyada yaşamın sürdürülebilmesi için ekolojik dengenin korunması gerekmektedir. Ekolojik denge kavramı, tüm canlı ve cansız doğayı kapsamaktadır. Bu yaklaşımın sonucu olarak insan odaklı çevre yerine, insanın da bir parçası olduğu çevre merkezli bir anlayış günümüzde kabul görmektedir. Bu nedenle, hayvanlara tanınan haklar, hayvanların da tıpkı insanlar gibi tüm doğanın bir parçası olmalarının bir sonucudur.
Hayvanları koruma, onlara eziyet edilmesini önleme bizim kültürümüzün de bir parçasıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde hayvanları koruma için pek çok vakıf kurulduğu bilinmektedir.

